Göz Fırlaması - Graves Oftalmopatisi

En sık olarak Graves hastalığında görülür. Çok nadiren başka tiroid hastalıklarında da görülebilir.

Hastalık otoimmun dediğimiz bir sebeple oluşmaktadır.

Otoimmun sebep dediğimizde ne anlıyoruz?
Anne karnından itibaren ve yaşadığımız süre, vücudumuzu oluşturan, yapı taşlarımız olan proteinlerimiz, bağışıklık sistemine tanıtılır. Bu sayede bağışıklı sistemimiz onları, yani proteinlerimizi tanır, yabancı kabul etmez. Buna karşın bağışıklık sistemi dışardan vücudumuz giren proteinleri hemen algılar, yabancı olduğunu saptar ve onu yok etmeye yönelik uygulamalar geliştirir. Dışardan vücudumuza giren yabancı protein bir bakteri veya virüs veya uygun olmayan bir organın nakliyle olabilir. Bağışıklık sistemi tüm bunları yok eder veya etkisiz kılar.

Bazı kişilerin bağışıklık sistemi unutkandır. Bu unutkanlık genelde genetik (irsen) anne veya babadan, onların genleriyle çocuğa geçer. Unutkan bağışıkık sistemi kendimize ait olan bazı proteinlerinde bize ait olduğunu unutur, yabancıymış gibi algılar ve ona karşı, onu yok edecek bağışıklık maddeleri (antikorlar) üretir. Bu antikorlarda hastalığa sebep olurlar. Bu tip mekanizmayla oluşan hastalıklara ‘’otoimmun hastalıklar’’ diyoruz. Graves hastalığı da böyle bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi, yabancı kabul ettiği tiroid hücrelerine karşı bağışıklık maddeleri (antikorlar) üretmektedir.

Graves hastalığında da bağışıklık sistemi tiroide karşı bağışıklık maddeleri (antikor) üretmektedir. Bu bağışıklık maddeleri tiroid bezini aşırı çalıştırıcı antikorlardır, bunlara TRAb demekteyiz. Hastaların %90 da bunlar kanda artmış bulunur. Diğer bir deyişle esas kusurlu olan bağışıklık sistemidir. Tiroid bezi okun ucundaki hedeftir. Göz fıralamasında da göz okun ucundaki hedeftir. Tiroid bezi büyür, yani guvatr olur ve aşırı çalışır. Kana aşırı tiroid hormonu salgılar. Göz de ise, göz ileri fırlar, Graves oftalmopatisi olur.

Graves hastalarının %50-80 de göz küremizin arkasında yer alan adele ve destek dokular da bağışıklık sisteminin hedefi olmaktadır. Bağışıklık sistemi onlara karşı da bağışıkl madeleri üretmektedir. Sonucunda göz küresi arkasında iltihap (mikrobik olmayan) ve hasar oluşmaktadır. Bunun sonucunda Graves oftalmopatisi dediğimiz göz hastalığı ortaya çıkar. Göz ileriye fırlar. Göz kapakları, göz beyazı ve göz bebeği şişer. Gözün arka bölümündeki tüm dokular da şişer. Göz adeleleri şiştiği için görevlerini tam olarak yapamazlar. Bunun sonucunda gözün, sağa, sola, yukarı, aşağı, bakışları engellenir; hasta çift görmeye başlar. İleri durumda göz siniri baskıya uğrayacağından görme azalır, görme alanı küçülür. Gözün en uç noktasında göz köşesine mesafe 16-18 mm dir. Bu göz fırlamasında 20 mm nin üzerine çıkar. Göz kapakları da kasılmış, çekilmiştir. Hatta bazı ağır vakalarda dışa döner. Kapaklarda kasılma sebebiyle göz kırpma azalır. Hasta gece gözü tam kapanmamış, hafifçe aralık uyur. Bu da göze mikropların kolayca yerleşmesine sebep olur. Göz iltihaplanır. Göz tansiyonu yüksekliği de sık görülmektedir.

Peki niçin göz fırlaması bazı guvatrlarda, özellikle Graves hastalığında, daha çok görülmektedir?

Bu da yine tiroide yönelik otoimmun hastalığın sonucudur. Tirodi bezini oluşturan milyonlarca proteinden bazıları, göz arkasında yer alan dokuları oluşturan proteinlere çok benzemektedir. Tiroiddeki bu proteinlere karşı oluşan bağışıklık maddeleri, benzerlik sebebiyle göz arkasını da olumsuz etkilemektedir. Orada da otoimmun bir iltihap oluşturmaktadır.

Hastalığın ortaya çıkması Graves hastalığının tedavi şekliyle çok ilgilir değildir. Sadece radyoaktif iyod tedavisinde hafifçe olumsuzluk, göz fırlamasında kötüleşme olabilir. Bunu bilmek şu bakımdan önemlidir. Graves hipertiroidisi önce başlar, bu esnada göz fırlaması olmayabilir. Bir süre sonra göz fırlaması ortaya çıkabilir. Bu durumda hasta kendince haklı olarak doktorun tedavisnin yanlış olduğunu düşünebilir. İlgisi yoktur. Tamamen bağışıklık sisiteminin davranışı ile ilgili bir durumdur. Ancak sigara ve stres göz fırlamasını hem davet eder hemde varsa ağırlaştırır.

Tiroid operasyonunun, total tiroidektomi dediğimiz tüm tiroidi çıkarmanın, göz fırlaması tedavisinde daha iyi sonuç verdiği bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Ancak bazı çalışmalar da bunu doğrulamamıştır. Bizim kanımız da daha iyi olduğu şeklindedir. Oftalmopati varsa, zehirli guvatrda da operasyona ağırlık getiren bazı özellikler varsa, operasyonu, total tiroidektomiyi tercih etmelidir.

Hastalık şiddet ve gözdeki olumsuzluklar bakımında 6 kademeye ayrılmıştır. 1. kademede sadece göz kapaklarında kasılma vardır. Göz büyümüş gibi görülür. 3. kademede göz fıralmıştır. 6. kademede de değişik derecelerde görme kaybı olmaktadır.

Göz tutulması varsa, EGOGO, Avrupa Graves Oftalmopati gurubu ilkeleri doğrultusunda tedavinin Graves oftalmopatisi merkezlerince yapılması gerekir. Bu merkez endokrinolog ve Graves oftalmopatisinde yeterli bilgi ve deneyimi olan göz hastalıkları uzmanından oluşmaktadır. Bu şekilde belirlenmiş bir merkez yoksa hastanın takip ve tedavisi endokrinolog ve onun önerdiği göz uzmanınca yapılmalıdır. Pratisyen hekim, aile hekimi ve dahiliye uzmanı bu tedaviyi yapmamalıdır (özellikle 3. Kademe ve daha sonrasını).

Hastalık 1-2 sene sürmektedir. Aktif ve aktif olmayan evresi bulunmaktadır. Tekrarlayabilir. Göz fırlaması ile gelen hastada endokrinolog halen zehirli guvtar varmıdır (bak zehirli guvatrlar) belirler. Bunu muayene ve laboratuvar tetkikleri ile belirler. Ve varsa hemen zehirli guvatr tedavisine başlar. Bu tedavide ilaç ve cerrahi tedavi öncelik alır. Büyük bir zorunluluk yoksa radyoaktif iyot tedavisi düşünülmez.

Hastayı aynı zamanda oftalmopatide bilgi deneyimini bildiği göz uzmanına gönderir. Göz uzmanı yukarda belirttiğimiz 6 kademeden hangisinin oluğunu ve göz tutulmasının aktif evremi, aktif olmayan evredemi olduğunu rapor eder.

Aktif evrede olduğu göz uzmanınca bildirilmişse, endokrinolog göz fırlama tedavisine acilen başlar. Bu tedavide de ilk iki seçenek damardan çok yüksek doz kortizon tedavisi ve bundan sonuç alınamazsa göz arkasına ışın tedavisi uygulamaktır. Bunlarda başarı sağlanamazsa detaylarını burada vermeyeceğimiz ilave tedaviler de bulunmaktadır. En başarılı sonuç kortizon tedavisinden alınmaktadır, ancak başarı %100 değil, %85 veya daha azdır.

Yukarıdaki tedaviler sonrası gözün tamamen eski haline dönmesinin garantisi yoktur. Aktif olmayan devreye sekellerle girilebilir. Bu sekeller kabul edilemeyecek düzeyde ise göz cerrahisi gündeme gelir. Kapaklar kasılı kalmışsa, kapak cerrahisi ile normale indirilir. Şaşılık veya çift görme kalmışsa şaşılık ve adele cerrahisi ile düzeltilir. Göz çok çıkık kalmışsa dekompresyon operasyonları ile normale çekilebilir. Dekompresyon göz cerrahisini başarılı uygulayan bu konuda deneyim kazanmış uzmanlarımız ülkemizde bulunmaktadır.

Tüm bunlar arasında sigarayı bırakmak ve stresten uzak kalmak en önemli ve ilk olmazsa olmaz öneridir. 1 yıl kadar da yoğun iyot alımı yasaklanır. Ancak bu konuda bazı abartılarda anlamsızdır. Hasta iyotlu tuz yememek için evi dışında hiç yemek yememesi, hiç balık yememesi hatta deniz kenarına yakın olmaması veya deniz girmemesi gibi. Bunları bazı hastalarımızda duymaktayız. Tamamen gerçek dışı ve anlamsız yasakalardır. 1 yıl kadar iyotlu tuz, tetürdiyot, iyotlu öksürük şurupları, yosunlu cilt maskeleri yasaklanır, o kadar.

Göz fırlaması olan hastalara doktorlar tamamen düzeleceği, eski haline geleceği, garantisi veremezler. Sadece oldukça düzeleceğini söyleyebilirler. Ayrıca tedavi ne denli erken başlanırsa başarı o kadar yüksek olabilir. Gecikilen durumlarda göz arkasında fibrozis dediğimiz sert doku ve yağ dokusu çok artacağından sekel kalma olasılığı daha yüksek olacaktır.

Guvatr olan veya ilaç, radyoiyot veya cerrahi guvatr tedavisi olan herkez en az yılda bir defa bu konuyla ilgili olan doktoruna gitmelidir.

Mimar Sinan Bulvarı 1432 Sokak No: 5 Kahramanlar - İzmir
Telefon: 0 232 465 16 55 | Fax: 0 232 421 19 48
designed by gunerkan 2011 izmir